Son Yazılar :
En Son Yazılar

BLOG TANIMI

Blogun türkçe karşılığı anlam olarak 'web günlüğü' diyebiliriz ama TDK kelime olarak bir karşılık belirlememiştir. Google, Microsoft, Yahoo gibi firmalar blog kelimesini türkçeleşmiş olarak kabul etmiş ve bu haliyle kullanmaktadır.

Bloglar pek çok konuda olabilir. Genelde yaygın olan bireyin ilgisini çeken, günlük olayları yazdığı 'Kişisel blog' diyebileceğimiz, bloglardır.

Daha sonra sıklık olarak, sadece belli bir konu üzerine yazılmış bloglar gelir. Bunlar herhangi konuda olabilir. Ör:yemek, mekan, sağlık, fotoğraf... Ve bunların yanında firmaların açtığı blogları da katabiliriz.

Ülkemizde blogların yaygınlaşması avrupa ülkelerine göre geç olmuştur. Avrupada 1999 yılında yaygınlaşırken, ülkemizde 2005'in sonlarına doğru farkedilmiştir.

Dünyada en çok yaygınlaşmış olan blog yazma hizmeti veren siteler, Blogger ve Wordpress'tir. Aynı zamanda ülkemizde hizmete giren, blogcu, azbuz, bloggum gibi sitelerde azımsanmayacak bir büyüklüğe ulaşmışlardır.

Bunların yanı sıra pek çok haber ve arkadaşlık sitesi üyelerine blog yazma imkanı sağlayan yapıyı oluşturmuşlardır.

ANNELER GÜNÜ VE DİNİ BOYUTU

Sürekli tartışmalar yaşanır hani, yabancı adetlerin müslümanlar tarafından uygulanması konusunda. Çünkü çoğu zaman asılda onların olan ve bizi onlara benzetip de bir yararını görmediğimiz adetleri, bize empoze etmeye çalışmışlardır hep.
Hal böyle olunca bazılarının kafasına takılıyor: 'Acaba Anneler gününü kutlamak caiz mi?' diye.

Sırası gelmişken bu konuyuda sağlam bir kaynaktan alıntılamakta yarar var. Aşağıda yazılanlar, Sorularla İslamiyet sitesine bir okurun sormuş olduğu soruya ve Ahmet Şahin tarafından verilen cevap kısmıdır.

Değerli Kardeşimiz;

Anneler gününü kutlamanın dinen sakıncası yoktur. Hatta Annelerle çocukları arasında yakınlaşmaya ve sevgiye vesile olduğu için kişi böyle bir günde sevap ta kazanabilir. Bu bir sevgi vesilesidir. Anne babaya her zaman gerekli değer ve hürmetin gösterilmesi gerekir.

Senenin tek gününü Anneler Günü ilan etmek belki bir yabancı âdetidir. Ama tümüyle de Islam’a aykırı düşen bir yabancı âdeti de değildir. Belki, eksik bir âdettir. Çünkü Islam, senenin tek gününü değil belki hayatın tüm günlerini Anneler Günü olarak ilan eder. Bu itibarla, dışarıdan gelen her şeyi yabancıdan geldiği gerekçesiyle hemen reddetmek yerine, Islam’a uygun olup olmadığını incelemek, uygun yanı varsa almak, yoksa uygun hale getirerek düzeltip ıslah etmek gerekir diye düşünmek yanlış olmasa gerektir.

Anneler Günü, çocuğun yaş günü, hanımla beyin evlilik yıldönümü... gibi daha ziyade dışarıdan gelme yabancı âdetler, aslında iyiliklere vesile yapılabilecek âdetlerdir. Bunların içeriğini Islam’a göre düzenleyip uygulamakta mahzur olmaz...

Mesela Anneler Günü’nde annelerin elleri öpülüyor, yaşlıların gönülleri alınarak memnun kılınıyorsa.. yaş gününde çocukların sevinecekleri bir doğum günü toplantısıyla arkadaşlarıyla mutlu olmaları sağlanıyorsa, evlilik yıldönümünde taraflar geçmişi bir daha hatırlıyor, aradaki sevgi, saygıyı yenileme imkanı buluyor, komşular bu vesilelerle bir araya gelerek kaynaşmalar söz konusu oluyorsa.. neden bunlar yabancılara aittir denerek hemen reddetme mecburiyeti duyulsun?

Islamî hayat zevksiz, neşesiz ve eğlencesiz değildir. Sınırı aşmamak, ölçüyü taşmamak, israfa ve harama girmemek şartıyla Islamî hayatın da zevki, eğlencesi ve neşeli toplantıları olacaktır elbette. Nitekim Efendimiz (sas) Hazretleri’nin doğumunu senelerdir kutluyoruz. Bu vesile ile toplantılar yapıyor, hayırlara vesile kılıyoruz. Kimse de Islam’da doğum günü kutlaması yoktur demiyor. Çünkü harama değil hayra vesile kılınıyor, günah değil sevaplar işleniyor...

Bazılarındaki gibi yabancılardan gelen her şeyi hemen sahiplenmek nasıl yanlışsa, hemen karşı olmak da öyle yanlıştır. Doğru olanı, önce bir incelemek, faydalı olanı almak, zararlı olana karşı olmak... Islam’ın bize makul telkini budur. Bu konuda Efendimiz’den (sas) fevkalade değerli ve düşündürücü muhteşem bir hatıra bize ışık tutup rehberlik etmektedir...

Sahabenin ileri gelenlerinden Temimdari, Şam’daki Hıristiyanların kullandıkları zeytinyağı ile yanan bir kandili getirip Resulüllah’ın Mescidi’nin tavanına asmıştı. Görenler ‘Resulüllah’ın Mescidi’ne Hıristiyanların kilisesinde kullandıklarını mı asıyorsun?’ gibilerden sitemde bulunmuşlardı. Müslümanlar o günlerde mescidi aydınlatacak kandili bilmiyorlardı. Yaktıkları hurma yapraklarıyla aydınlatıyorlardı mescidi. Akşam namazında mescide gelip de bir çanak içindeki yanan fitilin külsüz dumansız etrafı aydınlattığını gören Efendimiz (sas) Hazretleri tebessüm ederek sordu:

- Kim getirdi bunu mescidimize?

- Temimdari, Şam’daki Hıristiyanlardan alıp getirdi... dediler. Herkes bir azarlama beklerken O’nun eşsiz iltifatı şöyle oldu:

- Temimdari! Sen bizim mescidimizi aydınlattın, Allah da senin kabrini aydınlatsın.

Daha çarpıcı açıklamada da bulundu:

- Faydalı şey Müslüman’ın cebinden düşürdüğü malı gibidir. Nerede, kimde bulursa hemen sahip çıkıp alır. Yeter ki o şey faydalı olsun, içeriğinde haram ve günah bulunmasın... Hıristiyan’dan alınan böylesine faydalı bir kandil örneği varken, yabancıdan gelen âdetler alınır mı alınmaz mı diye sorulmaz bile. Belki yabancıdan gelen bu âdetler faydalı mı değil mi diye incelenir. Faydalı ise cebinden düşürdüğü kendi malı gibi sahip çıkılır, zararlı ise karşı konur, uzak durulur...

Mescid-i Saadet’e asılan bu kandil örneği, Islam’ın çağdaş anlayışını anlatan muhteşem bir misal olarak ufkumuzda asılı durmaktadır... "

Ahmed Şahin
Selam ve dua ile... Sorularla İslamiyet Editör
 
Support : Creating Website | Johny Template | Mas Template
Copyright © 2011. Nedir Ne Demek - All Rights Reserved
Template Created by Creating Website Published by Mas Template
Proudly powered by Blogger